Ana içeriğe atla

Önyargı

                         Unutmayalım,
Onların, bunların, şunların her zaman konuşmak için çeşitli gerekçeleri olacaktır.
Düşünmeden yapıştırdıkları benzetmeler, hadlerini aşan konulara yaptıkları gereksiz yorumlar, bilmedikleri hayatlara burnunu sokmalar, masanın bir ucundaki kadının diğer ucundaki erkekle garanti bir ilişkisi olduğu gibi.
Eğer bir erkek ezan vakti camiinin önünden geçiyorda camiiye girmiyorsa dinsiz damgası yediği gibi.
Kendisine güldüğü iddiasıyla işitme engelli gencin ulu orta dövülmesi gibi.
Mini şort giyen kadının tacizi hakketmesi, Adamlığa kılıfın küpe takmamayla biçimlendirildiği gibi.
Aldığı müjdeli bir habere ağız dolusu gülen gence faişe damgası yapıştırıldığı gibi.
Mutlu mu, mutsuz mu olacağımızı bilinçaltı kalıplarımız yönetirken neyin mutsuzluğunu yaşıyoruz?
Kanımca;
Yargılamadan önce olaylara hakim olmayı,
Kırıp dökmeden önce hissetmeyi,
Konuşmadan önce düşünmeyi unuttuğumuzdan beri mutsuzluğu yaşıyoruz.
Seleften biri der ki:
"Sakalından alkol damlayan birini görsem, belki de üzerine dökülmüştür" diye düşünürüm.
Peki biz ya da siz???
Bugünü de Sabahattin ustayla bitirelim..
Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın

"Kadın insandır, erkek ise insan oğludur. " Kadın annedir, kardeştir,eştir, evlattır, kadın fiziki olarak olmasa da manevi olarak güçtür. Vicdan, fedakarlık, duygudur.Kadın şofördür, mühendistir, aşçıdır,kuafördür.Bu kadar değeri bir arada toplayan bir canlının şiddet görmesi, çalıştırılmaması, ikinci plana atılıp hor görülmesi, aşağılanması insanlığa en büyük darbedir. Cahilliktir. Kadın başlı başına tüm vasıfları üzerinde barındıran kocaman bir dünyadır. O koca dünyanın hakkettiği değeri bulabilmesi ümidiyle.

Kadın

"İNSAN ONURUNU ZEDELEYİCİ HER SÖZ DE ŞİDDETTİR!'' Şiddetin hiç bir türünün kabul edilebilir bir yanı yoktur ve şiddete maruz kalan insanlar yoğun mutsuzluk yaşarlar. Nedendir ki   çoğunlukla  kadınlar ve çocuklar şiddetten nasibini almaktadır. Bu utancın ana sebebi kadın ve çocukların erkek bedenine nazaran daha güçsüz ve savunmasız olmasıdır. Erkeklerden güç olarak daha zayıf olan kadınlar ve çocuklar, dünyanın hiçbir yerinde şiddete maruz kalmamalıdır, Şiddet gören birey öncelerinde  psikolojik çöküntüler yaşayıp içe yönelmeye başlayıp  zamanla daha da derinleşmeye başlar kapanışları toplumda aktif  varlık gösterememeye başlarlar. İleri ki yaşlarında  sorun çözmede araç olarak şiddeti yönelme de meyilli bireyler olurlar. Önüne bir türlü geçilemeyen lanet olası duruma artık bir dur deme vakti gelmeli  daha fazla bireyin canı yanmadan  daha fazla önlem alınmalı ve bu duruma bir çözüm getirilmelidir. İzlerken bir coştum ...

Hayat

"Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyenler, asla yaşlanmazlar." İnsan hayatı bu kadar basit olmamalı. Birbirini takip eden hayatlar, alışagelmiş alışkanlıklar dışına çıkmak gerekir. Bir günü diğer günden ayıran bir şey yoksa yanarım ben öyle güne.Hele bir de yok mu şu el ne derler .Kendimize lütuf edilen şu hayatı bir başkası adına yaşamaya ne demeli? Haydi ilk adımı birlikte atalım. Ne mi gerekir? Kişi öncelikle hayata bakışaçısını değiştirerek ilk adımı atmalı.İçimizdeki çocuğa yapamazlık yapmasına izin vermeliyiz mesela. Her gün o kahvaltı masasına o çilek reçeli konulmasın mesela. Bir hafta da veryansın ev süpürülmesin, o ütüler raflara kaldırılsın, akşam yemeği düşünülmesin hayattaki en büyük dertlerimiz ütüsüz giyilen  gömlek, sonra sofraya gelmeyen yemek olsun.